Firmaların doğa dostu bir tavır takınmalarına alışmaya başlıyoruz. Çoğu zaman samimiyetinden şüphe duysak da olumlu çıktılar elde edebiliyorsak çevremiz adına bir kazanımdır diyebiliriz (miyiz?).

Türkiye'nin İlk Hibrid Otobüsü

  • Posted: Pazartesi, Aralık 05, 2011
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji

Hibrid ve çevreci otomobillerle ilgili her geçen gün daha fazla haber ve yenilikle karşılaşılıyor.


Bu sürecin önemli ayaklarından biri ise TEMSA tarafından üretilen Türkiye’nin ilk hibrid otobüsü Hybrid Avenue ile hayat buldu. TEMSA, Avenue’nin hibrid versiyonunda Siemens’in tüm dünyada beğeniyle karşılanan ELFA Hibrid Sistemleri’ni kullanılıyor.

21. yüzyılın insanlığa olan en önemli etkileri arasında kuşkusuz doğaya daha saygılı, çevrenin korunmasına daha fazla katkıda bulunan teknolojilere olan ilginin artması geliyor. Son birkaç yıldır sıklıkla karşılaştığımız çevreci oto, düşük karbondioksit salınımı, sıfır emisyon gibi kavramlardan biri de hibrid sistemler. Hibrid teknolojisi, tamamen elektrik enerjisiyle çalışan sıfır emisyonlu araçlara geçiş öncesinde yaşanan bir ara dönemi temsil ediyor. Hem geleneksel motor teknolojilerini hem de elektrik enerjisi kullanımını kapsayan bir teknoloji olan hibrid, mevcut akü teknolojilerinin uzun mesafeli yolculuklarda ihtiyacı tam karşılayamaması nedeniyle tercih sıralamasında yerini koruyor.

TEMSA tarafından üretilen şehir içi toplu ulaşım aracı Avenue, Siemens’in ELFA Hibrid Sistemleri aracılığıyla Hibrid Avenue olarak da hazırlandı. TEMSA Hybrid Avenue’de frenleme esnasında oluşan enerji, elektrik motorlarının yardımıyla depolanıyor ve aracın tekrar hareketi esnasında kullanılıyor. Elektriğin depolandığı ultra kapasitörlerde yeterli enerji olduğu müddetçe araç bunu kullanarak dizel motora gelen ek yüklenmeleri karşılıyor, dolayısıyla dizel otobüslere kıyasla yakıt tüketiminde ve karbondioksit emisyonunda yüzde 25’e varan tasarruf sağlıyor. ELFA sayesinde araçta mekanik bir sistem ve vites kutusu bulunmaması, aracın daha sessiz ve konforlu olmasının yolunu da açıyor.

İlk uluslararası tanıtımı sektörün önemli etkinliklerinden Belçika’daki Busworld fuarında gerçekleştirilen Temsa Hybrid Avenue, halen belediyeler tarafından kendi yol şartlarında test ediliyor.

Kaynak: Bilgi Çağı

Hangisi Daha Çevreci: Gerçek Bir Yılbaşı Ağacı mı, Suni Olan mı?

  • Posted: Salı, Ocak 18, 2011
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Doğa, Sosyal

Ülkemizde yılbaşı kutlamalarında özellikle son yıllarda belirli bölgelerde iyice yaygınlaşan ağaç süsleme geleneği daha çok aile içi kutlamaların da merkezine oturmaya başladı diyebiliriz. Noel ağacı veya yılbaşı ağacı, adına her ne denirse, bunların eğlence amaçlı kullanımı konusunda yapılan farklı dünya görüşü eksenindeki tartışmaları bir yana bırakıp çevre açısından da kısaca değerlendirmek gerektiğini düşündüm.

Hangisi daha çevreci: Gerçek bir yılbaşı ağacı mı, yoksa suni olan mı?

Bizde henüz ağaç tarımı dahi çok yaygınlaşmamışken yılbaşı ağacı olmak için yetiştirilen ağaç var mıdır bilemiyorum, üstelik ülkemizde bu konuda büyük bir pazardan da söz edilemezken. Ancak trend öyle gösteriyor ki önümüzdeki yıllarda yılbaşı ağaçlarına talep artarak devam edecek. Bu noktada az gibi görünse de bu talebin nereden karşılanacağını merak ediyorum.

Öte yandan, gerçek ağaçların kesilip süslenmesine karşı dururken buna alternatif olarak Çin’de üretilen suni yılbaşı ağaçları karşımıza çıkmaktadır. Peki petrol kaynaklı, polivinil klorür (PVC) bırakan ve çok sayıda kurşun içerdiği tespit edilmiş bu ağaç görünümlü zararlının kullanılması ne kadar doğrudur? Bu suni ağaçların kullanılıp atılmasından sonra doğanın eritmek için yüzyıllarca sürdüreceği bir mücadeleye sebep olunacaktır. Bugün, Amerikalıların yaklaşık %70'i suni ağaçları tercih etmektedir.

Maalesef bu sorunun kesin bir doğru cevabı olduğu söylenemez. Benim kendi adıma önerim önümüzdeki yıllarda eğer muhakkak bir ağaç süslenmesi gerekiyorsa seçim gerçek bir ağaçtan yana olmalıdır. Ancak bu amaçla kullanılacak ağaçların yetiştirilmesi gereklidir, ya da alternatifi olarak karşımıza geri dönüşümlü malzemeden üretilmiş ağaçlar çıkmalıdır.
Tüm bunlardan öte elbette asıl gerekli olan bu hassasiyeti yakalamaktır. Böylece herkes kendi çözümünü üretebilecektir. Bahçesi olan bir apartmanda yaşayanlar bahçelerine bir ağaç dikerek ortak bir yılbaşı süslemesi yapabilir, ya da küçük ağaçlar tercih ederek yılbaşından sonra da balkonlarında büyütebilirler. Böylece yılbaşı kendi üretkenliğimizi geliştirmek adına güzel bir fırsat da olabilir.

Küresel Isınmaya Karşı Beyaz Çatılı Evler


Küresel ısınma ile mücadelede yeni yöntem: Beyaz çatılı binalar.
Okuduğum haberin başlığı bu şekilde.

Kaliforniya laboratuvarında yapılan bir araştırmaya göre koyu renkli çatılar güneş ışığını yüzde 20 oranında yansıtırken beyaz çatılı evler güneş ışığından kaynaklanan zararlı ışınları azaltarak yüzde 60 ila yüzde 80 oranında yansıtıyor. Evlerinin çatıları beyaz olan binalarda özellikle klima bulunmayan evlerin sıcaklığı düşürülürken, çatı izolasyonunda da ilerleme sağlanabiliyor.

Nasıl bir araştırmaya göre hangi rapor hazırlanmış ve bu sonuca varılmış okuduğum haber kaynağında bunlardan bahsetmiyor. Ancak hepimizin bildiği basit bir şey var ki beyaz güneş ışığını daha çok yansıtır. Yani bahsedilen tez aslında şehir tasarımlarında, araçlarda beyaz rengin kullanılması durumunda ısının daha az absorbe edileceğini söylüyor. Dolayısyla daha az klima vb. cihaz çalışacağı için küresel ısınmaya karşı da bir önlem alınmış olacak.


Düşünce güzel bence ancak benim aklıma bu durumda tam tersi de geliyor: Peki bu durumda kışın daha çok ısınma ihtiyacımız ortaya çıkmayacak mı?

Neden?

  • Posted: Çarşamba, Ekim 13, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Pazarlama, Sosyal

Hemen her gün çevreyi ve sağlığımızı etkileyen satın alma kararları veriyoruz.
ABD Pensylvania eyaletinin bu seçimleri çevreci olanlardan yana yapmakla ilgili hazırladıkları videoyu paylaşıyorum. Video sanal alem için biraz uzun sayılabilir ancak izlemenizi tavsiye ederim.

Bu tip çevreci çalışmalar bizde de pek çok vakıf, dernek vs. tarafından yapılıyor.
Ancak sistemli, sürekli ve bence en önemlisi odaklı bir iletişimin belediye desteği veya doğrudan belediye eliyle yapılması tüm bu çalışmaların etkisini daha da artıracaktır.
Bu bahsettiğim elbette bazı belediyelerin kapılara geridönüşüm için plastik torbalar dağıtmasından çok farklı.




Link: http://www.pacast.com/display_media_production_id.asp?production_id=448

Geridönüşümlü Post-It

  • Posted: Cumartesi, Temmuz 31, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Pazarlama, Sosyal


3M firması "Greener Notes" adı altında yeni ürünler piyasaya sürdü geçtiğimiz aylarda. Kağıt temelli geri dönüşümlü malzemeden ürettikleri bu yeni post-it'lerin çeşitleri de bulunuyor. %100 geri dönüşümlü, içinde en az %30 geri dönüşümlü malzeme kullanılmış olanlar vs. Bence geç bile kalınmış bir uygulama.

Ancak bu gecikilmiş uygulamaya bir de yine klasik diyebileceğimiz bir yeşil pazarlama yöntemi de eklenmiş. Alınan her paketten çıkan kodlar aşağıdaki web adresine giriliyor ve 3M bu aldığınız ürün vesilesiyle bir ağaç dikiyor. Hedef 100.000 ağaç, şu anda 200 ağaç dikilmiş durumda. Projenin çok hızlı ilerlediği söylenemez yani.

Detayları buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz. Yalnız üründen çıkan promosyon kodunu yazmanız yeterli olmuyor, ürünü nereden aldığınız, başka hangi çevreci ürünleri tercih ettiğiniz ve firmanızda kaç kişi çalıştığı gibi soruları da cevaplayarak 3M'in veri toplamasına da yardımcı oluyorsunuz.

Çevreci Post-It hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. "Buy One, Plant One" adıyla yürütülen kampanya
sadece Amerika'da uygulanıyor.

Buna benzer bir uygulamayı daha önce Kimberly-Clark'ın yaptığını önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim. Bu tip uygulamaların doğru olduğunu düşünüyorum, post-it sayesinde http://www.americanforests.org/ adresinden haberdar olmayı da ayrıca bir kâr sayıyorum. Ancak pazarlama adına dahice bir uygulama olduğunu söyleyemeyeceğim.

Şarj Bitince Prizden Atan Fiş

  • Posted: Perşembe, Mayıs 13, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji


Yoğun iş trafiğinden fırsat bulamadığım için yazamadığım onlarca konuyu atlayıp bundan yaklaşık iki ay önce rastladığım bir öğrenci icadını paylaşmak istedim. Sürdürülebilir bireysel çevrecilik adına başarılı ve basit bulduğum bir keşif.

Çoğumuz telefonlarımızı şarja takıp saatlerce bekletiyoruz, kimi zaman yatarken prize takıp sabah alıyoruz. Bu cihaz telefon şarj olduktan sonra otomatik olarak prizden atıyor.
Elbette buradan sağlanan elektrik tasarrufu çok çok ihmal edilebilir düzeyde denilebilir ancak yaklaşım olarak çok doğru bulduğum için paylaşmak istedim.

Outlet Regulator Video from conor klein on Vimeo.

Büyük Firmalarla - "Savaşma Seviş!"

  • Posted: Perşembe, Şubat 18, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Pazarlama, Sosyal

Çevremizle ve sağlığımızla ilgili hassasiyetimiz her geçen gün medyanın da yoğun desteği ile artıyor. Hal böyle olunca geldiğimiz durumun kendimizden başka suçlularını da arayışımız ister istemez kendini daha çok gösteriyor. Bu noktada doğanın tüketilişine özellikle büyük şirketlerin sebep olduğu, dolayısıyla pek çok farklı ülke halkının ve bunlar içerisinde elbette özellikle çevrecilerin bu firmalara karşı temkinli olunması gerektiği ile ilgili çoğu haklı onlarca sebebi ortaya çıkıyor.

Ancak yapılan yanlışları göstermek ve onları caydırmak için zorlama ve dayatmalarla karşılarına dikilerek yapılan pek çok uğraşın yanında ben farklı bir açıdan bakmayı deniyorum. Diğer tarafıyla bu büyük firmaların sahip oldukları varlık ve güç bugün iyi amaçlar için kullanılamaz mı? Onları anlamaya çalışarak ve biraz da kendimi zorlayarak özellikle uluslar arası arenada iş yapan firmaların geldikleri noktaya ulaşmak için uzun bir yoldan geçtikleri düşünüldüğünde, bu süreç içerisinde çevre adına tam anlamıyla günahsız olmaları da maalesef beklenemez. Çünkü mevcut dünya düzeni; kurallara ve etiğe harfi harfine uyan, maliyetlerini hesaplarken ve üretimlerini yaparken çevreye/insana vereceği zararları da hesaba katan firmaları küçük oyuncular olarak bırakırken önceliğini tamamen rakamlar üzerine kuranları yükseltiyor. Bu firmaların tam da bu noktadaki seçimleri nasıl sorgulanmalıdır: Küçük kalmak, daha da büyümek?

Aşağıda bahsedeceğim firmalar elbette dünyanın en “yeşil” firmaları değiller. Ancak az önce değindiğim üzere bu firmalar pazardaki niş oyuncular da değiller. Bu yüzden sürdürülebilirlik adına neler yaptıklarına bakmakta fayda var.

Kimberly-Clark

Kağıt devi Kimberly-Clark çevrecilik ile ilgili hakkında basında çıkan kötü haberleri tersine çevirmek istedi ve geçtiğimiz yılın başlarında EPA (U.S. Environmental Protection Agency) tarafından “yeşil güç” (Green Power) üyesi olarak tanındı. Greenpeace ile Kanada’nın Boreal Ormanlarındaki traşlama kesimi hakkında yaşadığı uzun çatışmalardan sonra firma, doğa dostu kaynaklardan elde edilen fiberin kaynak olarak kullanılmasını kabul etti.

Kimberly-Clark, sürdürülebilirlik adına üçüncü parti Orman İdare Komisyonu tarafından sertifikalandırlmadıkça Boreal’dan materyal getirilmediğini söylüyor. Bu biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve iklim değişikliklerine karşı Boreal’ın önemli bir bölge olduğunu vurgulayan çevreciler adına önemli bir kazanım. Kleenex, Scott ve Cottonelle markalarını üreten firma 2011 yılı sonunda Kuzey Amerika’daki kağıt mendillerin %40’ının geridönüşümlü veya sertifikalı olacağını ve bu rakamın artış hızıın 2007’den bu yana %70’ler civarında olduğunu vurguluyor.

Staples

Ofis malzemeleri sektörünün liderlerinden olan Staples zaman zaman çevreci yönelimleriyle başlıklara konu oluyor. Firmanın finans müdürü John Mahoney çevre dostu sürdürülebilir girişimlerin Staples’in harcamalarında kaynak sarfiyatını önlediğini söylüyor. Örnek olarak üç amper lambalardan iki amper lambalara geçiş yapan firma harcamalarında 4,2 milyon USD kazanç sağlamış. Kullandığı dizel yakıtlarıda da tasarrufa giderek 540,000 galon/yıl yani 1,5 milyon USD’lik bir fayda sağlamış. Bunu da kullandığı kamyonları saatte 60 mil’den fazla hız yapamayacak şekilde yeniden düzenleyerek gerçekleştirmişler. Staples’in övündüğü başka bir konu da güneş enerjisine olan bağlılıkları.


Starbucks

Dünya kahve sektörünün önemli markası Starbucks pek çok mağaza için de tartışma konusu olan super aydınlatmalı LED tabelalarını 8.000 mağazasında değiştireceğini taahhüt etti. Tüm Starbucks’larda yapılacak bu değişiklikle önümüzdeki yılın sonuna kadar enerji tüketiminde %25 oranında bir tasarruf sağlanacağı hedefleniyor. Bununla birlikte mağazaları için başkaca bir takım çevreci uygulamalar da araştırılıyor. Ayrıca Sturbucks’ta herhangi biri kahve çekildikten sonra kalan artıkları kompost yapmak için isteyebiliyor.


Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ve gün geçtikçe de artıyor. Sonuç olarak yukarıda değindiğim sorumu yineliyorum: Mevcut dünya düzeni; kurallara ve etiğe harfi harfine uyan, maliyetlerini hesaplarken ve üretimlerini yaparken çevreye/insana vereceği zararları da hesaba katan firmaları küçük oyuncular olarak bırakıp önceliğini tamamen rakamlar üzerine kuranları yükseltirken, bu firmaların tam da bu noktadaki seçimleri nasıl sorgulanmalıdır? Akabinde şunu da ekliyorum, bunları sorgulamayı bırakıp sonrayı nasıl değiştirebiliriz üzerine birlikte çalışmak mümkün olabilir mi?

2009 Blog Yazıları İlk 10 Listesi

2009 yılı yine yükselen bir ivmeyle olumlu/olumsuz pek çok yeşil pazarlama örneğine sahne oldu. Ecolect'in olumlu diyebileceğimiz yeşil pazarlama örnekleri hakkında yazılmış en popüler on blog yazısını aşağıda paylaşıyorum.


10. Hammadde Olarak Yenilenebilir Polietilen


tetra

Şeker kamışından elde edilen polietilen 9 kat daha verimli.

9. Renk Değiştirebilen Kiremit!

tile

Havanın sıcaklığına bağlı olarak renk değiştiren kiremit. Örneğin sıcak havalarda beyaz, soğuk havalarda ise koyu renk alabilmekte.

8. İlham Kaynağı Mürekkep Balığı

squid

Mürekkep balığının diş yapısı ve mimikleri pek çok mühendise, tasarımcıya ve mimara sürdülebilir çevreci çözümler sunmada ilham kaynağı oluyor.

7. Kutu Ofisler

box-office-view-1

Konteynırların yeniden ofis olarak kullanılması için inovatif bir şekilde geliştirilen çalışma.

6. Kiremitlerden Alternatif Enerji

solar-roof

Klasik kiremit şeklinde tasarlanmış güneş enerjisi panelleri.

5. Çevreci Yazı Fontu

ecofont_logo_blauwe_bg

Bu konu hakkında ben de evvelce ben de yazmıştım. http://yesilpazarlama.blogspot.com/2009/01/ecofont.html

4. Şehirde Tarım

barge

3. Güneş Panelli Uçak (Solar Airplane)

solar_impulse

Havacılıkta önümüzdeki adım...

2. ABD Doğu Sahillerinden Örnekler

permapavellc

1. Hava Koşullarına Uyumlu Binalar

weatherization-diagram

Enerji tüketimini en aza indirmeyi sağlayan bina yerleşimleri.

(Kaynak: Ecolect)

Permakültür - Ekolojik Tasarım

  • Posted: Çarşamba, Aralık 23, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sanat, Sosyal


“Perma”yı biliyoruz, “kültür” de az çok yabancı değil. Gel gelelim ikisini birleştirip yazdığımızda pek az kişi için anlam ifade eden hem de zor tahmin edilesi bir boyuta geçiveriyoruz; Ekolojik Tasarım!

Wikipedia permakültür ile ilgili der ki; İngilizce ‘permanent’ (kalıcı) ve ‘agriculture’ (tarım) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Bir tanımı da sürdürülebilir yerleşimler tasarlamaktır.

Bense popüler anlamıyla kısaca şu şekilde özetleyebilirim: Amaç, aslında köy hayatında esas olan, tarımı ve insanı üretim amaçlı bir araya getirmek. Ancak buradaki fark bunun şehir yaşamında ve kendine yetecek mümkün olan en küçük alanlarda yapılabilmesi.

Yani şehirde kendi organik domateslerimizi yetiştirip tüketebileceğimiz bir köy hayatı kurmaktan bahsediyoruz. Haftasonu sinema zevkimizden vazgeçmeye gerek kalmadan, ya da KabloTV’den izlediğimiz filmin reklam arasında cep telefonumuzla arkadaşımıza anlatarak çileklerimizi suladığımız bir hayatı tasarlamaktan bahsediyoruz. Ne kadar sevimli geliyor kulağa.

Benim bu kadar basite indirgeyerek anlatmaya çalıştığım permakültür aslında kimileri tarafından bir felsefe olarak da kabul edilen ciddi bir yönelim. Permakültür teorikte, prensipleri itibariyle pek çok ihtiyacın (gıda, enerji, sığınma vs) karşılanması için hayli üretken sistemlerin tasarımını mümkün kılabilecek bir yaklaşımın gelişimini sağlayabilir.


Bu konuda çalışmalar yapan Filiz Telek “Permakültür, eski yeni, farklı gelenek ve disiplinlerden teknikleri ve prensipleri buluşturan bir sistemdir; kabilelerin toprağı kullanış yöntemlerinden saman, taş, toprak ve bambu gibi doğal yapı malzemelerine ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geleneksel kullanımına kadar pek çok evrensel bilgiyi bünyesinde harmanlar” diyor. Merak edenler için bu linkte yeterli bilgiyi içeren bir haber var.

Bu tip eğilimleri ticari fırsatlara dönüştüren/dönüştürecek pek çok fima için desteklenmesi ve daha da popülerleştirilmesi gereken güzel bir malzeme permakültür. Ben de evimde plastik kutularda tohumlarıyla birlikte satılan, kendinizin ekip suladığı küçük pencere önünde yetiştirilen maydonozlardan bulunduruyorum doğrusu.

Ütopyalara fazla dalmadan, firmaların çevreci, sağlılıklı, organik vs. aldatmacalarından sıyrılarak kendi ruh ve beden sağlığımızı hakiki anlamda koruyacabileceğimiz bilinci kazanmamız dileği ile.

Google Yeşillendi!

  • Posted: Pazartesi, Aralık 14, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji

Google'ın Kopenhag'da iklim değişikliği görüşmelerinde tanıttığı yeni hizmeti, bitki örtüsü ve ormanları uydu aracılığıyla takip etmeyi sağlıyor.

Google, çevre konusunda attığı adımlar arasına yeni bir hizmeti ekledi. Kopenhag'da yürütülen iklim değişikliği görüşmeleri sırasında tanıtılan bu yeni hizmet, uydu aracılığıyla alınan görüntüler sayesinde ormanlık alanların yok edilmesini engellemeye çalışacak.

Şirketin bulut sunucuları üzerinde çalışan sistem, sürekli güncellenen uydu verilerini analiz ederek ormanlık alanlarda yaşanan anlık değişimleri bilim adamlarına ve yetkililere aktaracak.

Bu sayede yangın, kaçak kesim ve talan faaliyetlerinin önüne geçilmesini uman Google, aynı zamanda büyümekte olan ormanların da takip edilmesini sağlayacak.

Şimdilik test aşamasında olan sistem, yakın zamanda ücretsiz olarak yetkililerin ve ilgililerin hizmetine sunulacak.

(Kaynak: CNNTurk)

Doğanın Üretme Hızından %44 Daha Fazla Tüketiyoruz.

Merkezi California-Oakland'da bulunan Global Footprint Network adlı özel çevreci bir grubun yaptığı bir araştırmanın sonuçları açıklandı bugün. Yapılan araştırma için, 100 kadar ülkeden veriler toplanmış ve değerlendirilmiş.

Sonuç: insanoğlunun kaynakları tüketme ve karbondioksit üretme hızı, doğanın üretme ve soğurabilme hızından yüzde 44 daha fazla.


Amerikalı'lar gibi tüketirsek 5, Avrupalı'lar gibi tüketirsek 2,5 gezegene daha ihtiyaç var.

Yine aynı araştırmada ülkeler arasında kişi başı iklime etki etme oranlarında büyük farklılıklar olduğu belirlenmiş. Yapılan hesaplamalar, dünyadaki insanların ortalama bir Amerikalı gibi yaşaması durumunda, tüketilen enerji ve gıda kaynaklarının üretimi ile karbondioksit salımının emilmesi için benzer beş gezegen daha gerekeceği, dünyadaki tüketim oranlarının ortalama bir Avrupalınınki gibi olması durumunda ise bunun iki buçuk gezegen olacağını ortaya koymuş.

Araştırmanın orjinal metnini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu araştırmalardaki sonuçlar bire bir ne kadar gerçek ya da abartılmış bilemiyorum ancak, özellikle Amerika'nın bu kadar kontrolsüzce ve düşüncesizce tüketmesi, üstelik hala tüketimi bu kadar teşvik etmesi akıl alır gibi değil.


(Kaynak: CNNTurk, Foot Print Network)
(Resimler: Foot Print Network)

ABD ve Küresel Isınma

Son dönemde yakın tarihte kopacak kıyameti anlatan pek çok film özellikle başarılı prodüksiyonlarıyla dikkatimizi çekmekte (bknz. 2012). Bu filmlerden çoğunun sahibi ABD, filmlerinde yaptığı ucuz amerikan propagandalarının aksine gerçek hayatta işleri pek de böyle yürütmüyor.

Dünyanın en büyük sera gazı salımını yapan ülkesi ABD, tüm çağrılara rağmen, küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolü'nü hala imzalamış değil. Zira, protokolü imzalayan ülkelerin gaz salımını azaltması gerekiyor.

Küresel ısınmaya yol açan karbondioksit salımı o derece arttı ki, artık karbondioksit emen ormanlar ve okyanuslar, "doğal karbon kuyusu" işlevini yerine getirmekte güçlük çekiyor.

Araştırmalara göre, artık ormanlar ve okyanuslar karbondioksidi emmekte eskisi kadar etkili değil.

Araştırma 1) "Nature Geoscience" dergisinde yayımlanan, Corinne Le Quere liderliğindeki uluslararası bir araştırma, 50 yıldır atmosferde kalan karbondioksit oranının yüzde 40'tan 45'e çıktığını gösterdi. Araştırmanın sonuçlarına göre, ormanlar ve okyanuslar eskisinden daha az karbondioksit emiyor.

Araştırma 2) "Nature" dergisinde yayımlanan başka bir araştırma da, okyanusların karbondioksidi emme oranının 50 yıldır kademeli olarak arttığını, ancak 2000-2007 yıllarında yüzde 10 azaldığını ortaya koydu.

Bilim adamları, okyanusların ne kadar karbondioksit emerse o kadar asitlendiğini, okyanuslardaki asit miktarı arttıkça emme özelliğinin kaybolmaya başladığını belirtti.

Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Nouvel Observateur" dergisinin internet sitesinde de yer alıyor.

Danimarka'da yapılacak BM İklim Konferansı'na 3 haftadan az kalırken, bu araştırmalar, sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılmasının konferansın ana konusu olması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

ABD'dense hala en ufak bir adım yok.


(faydalanılan kaynak: CNNTurk)
(resim kaynağı: SonyPictures)

Social Media For Sustainability (SF Green Festival 09)

  • Posted: Pazartesi, Kasım 16, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Pazarlama, Sosyal

Check out this SlideShare Presentation: