Firmaların doğa dostu bir tavır takınmalarına alışmaya başlıyoruz. Çoğu zaman samimiyetinden şüphe duysak da olumlu çıktılar elde edebiliyorsak çevremiz adına bir kazanımdır diyebiliriz (miyiz?).

Türkiye'nin İlk Hibrid Otobüsü

  • Posted: Pazartesi, Aralık 05, 2011
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji

Hibrid ve çevreci otomobillerle ilgili her geçen gün daha fazla haber ve yenilikle karşılaşılıyor.


Bu sürecin önemli ayaklarından biri ise TEMSA tarafından üretilen Türkiye’nin ilk hibrid otobüsü Hybrid Avenue ile hayat buldu. TEMSA, Avenue’nin hibrid versiyonunda Siemens’in tüm dünyada beğeniyle karşılanan ELFA Hibrid Sistemleri’ni kullanılıyor.

21. yüzyılın insanlığa olan en önemli etkileri arasında kuşkusuz doğaya daha saygılı, çevrenin korunmasına daha fazla katkıda bulunan teknolojilere olan ilginin artması geliyor. Son birkaç yıldır sıklıkla karşılaştığımız çevreci oto, düşük karbondioksit salınımı, sıfır emisyon gibi kavramlardan biri de hibrid sistemler. Hibrid teknolojisi, tamamen elektrik enerjisiyle çalışan sıfır emisyonlu araçlara geçiş öncesinde yaşanan bir ara dönemi temsil ediyor. Hem geleneksel motor teknolojilerini hem de elektrik enerjisi kullanımını kapsayan bir teknoloji olan hibrid, mevcut akü teknolojilerinin uzun mesafeli yolculuklarda ihtiyacı tam karşılayamaması nedeniyle tercih sıralamasında yerini koruyor.

TEMSA tarafından üretilen şehir içi toplu ulaşım aracı Avenue, Siemens’in ELFA Hibrid Sistemleri aracılığıyla Hibrid Avenue olarak da hazırlandı. TEMSA Hybrid Avenue’de frenleme esnasında oluşan enerji, elektrik motorlarının yardımıyla depolanıyor ve aracın tekrar hareketi esnasında kullanılıyor. Elektriğin depolandığı ultra kapasitörlerde yeterli enerji olduğu müddetçe araç bunu kullanarak dizel motora gelen ek yüklenmeleri karşılıyor, dolayısıyla dizel otobüslere kıyasla yakıt tüketiminde ve karbondioksit emisyonunda yüzde 25’e varan tasarruf sağlıyor. ELFA sayesinde araçta mekanik bir sistem ve vites kutusu bulunmaması, aracın daha sessiz ve konforlu olmasının yolunu da açıyor.

İlk uluslararası tanıtımı sektörün önemli etkinliklerinden Belçika’daki Busworld fuarında gerçekleştirilen Temsa Hybrid Avenue, halen belediyeler tarafından kendi yol şartlarında test ediliyor.

Kaynak: Bilgi Çağı

Çok Fonksiyonlu Solar Panel

  • Posted: Çarşamba, Haziran 08, 2011
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji

Pulse Clean Radyasyon Önleyici

  • Posted: Pazar, Nisan 24, 2011
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: sağlık, Teknoloji

Özellikle cep telefonu gibi elektronik aletlerin radyasyon zararlarını abartarak tüm hastalıkların tek sorumlusuymuş gibi sunan ve hemen akabinde çözüm olarak tanıtılan pek çok mucize ürün biliyoruz. Radyasyon çeken kolyeler, taşlar, yapıştırmalar vs.. Bu ürünlerin en büyük eksiği uluslar arası akreditasyonu olan güvenilir analiz kuruluşlarınca yapılmış testlerinin olmayışı.

Ancak yakın zamanda farklı bir ürünle tanıştım. Pulse Clean adı verilen bu ürünün Japonya Baibyuaron Laboratuarınca yapılmış testleri mevcut. ABD, Avrupa'da bazı ülkelerde, Çin ve Japonya'da da patentleri olan bu ürünün Los Angeles'de verilmiş bir de Altın Buluş ödülü mevcut.

Teknoloji özetle şu şekilde: Turmalin adı verilen bir taş var ve bu taş negatif iyon üretiyor. Bu taş mikro granül haline getiriliyor ve "high polymer polyethlyn" ile 400 derecede sinterleme yöntemiyle bir levha haline getiriliyor. Bu levha negatif iyon yayan ve mikro boşluklarını bulunan bir levha haline geliyor. Bu negatif iyonlar insan sağlığına zararlı olan pozitif iyonları nötrlüyor.

Bu tip ürünlerde genellikle mühendislik ön plana çıktığı için estetik kısım gözardı ediliyor. Ancak estetik olarakda çok rahatsız edici olduğunu söyleyemem. Fakat bir iPhone kullanıcısı telefonun arkasına bu kalın çıkartmayı yapıştırmayı göze alır mı bilemiyorum. Elbette önce sağlık.

Detaylı bilgi için http://www.pulseclean.com.tr

Hamileler için Radyasyon Önleyici

Söz konusu olan bebeğimiz olduğunda elbette kendimiz için olduğundan çok daha fazla dikkat ediyoruz her şeye. Özellikle hamilelik sürecinde en doğrusunu yapmak için bol bol araştırıyor ve soruyoruz. Bu noktada çelişkili pek çok bilgi ile karşılaşıyor ve kafamızı da karıştırıyoruz. Fakat elektromanyetik radyasyon yayan cihazların zararı ve mümkün olduğunca uzak durulması gerektiği tartışmasız kabul edilen bir gerçek. Bunu bilir ve dikkat ederiz etmesine de ne kadar uygulayabiliriz? Özellikle çalışan anne adaylarının bilgisayarlardan, cep telefonlarından, bir sürü ofis cihazlarının bulunduğu ortamlardan ve Wi-Fi ağlardan uzak durmaları nasıl mümkün olabilir.

Her kadının hamile de olsa AVM’lerden uzak durması da beklenemez. Giriş kapısındaki detektörlerden geçmeyerek biraz olsun korunduklarını sanmaları belki sadece psikolojik bir fayda sağlar, zira AVM’deki her mağazanın giriş ve çıkışlarındaki detektörlere, kablosuz internet kalabalığına maruz kalmak kaçınılmazdır. Bu ve buna benzer pek çok örnek verilebilir.


Bu tehlikelerden anne adaylarını koruyan bir üründen biraz geç haberdar oldum. Herhangi bir bilimsel dayanağı olmayan ve radyasyondan koruduğunu iddia eden kolyeler, çıkartmalar, taşlar vs.’den bilgimiz vardı. Ancak daha bilimsel çalışmalar yaparak üretilen ve anne&bebek ürünleri satan her mağazada bulunması gerektiğini düşündüğüm bu ürünler gömlek/kuşak/battaniye gibi çeşitli formlarda bulunan elyaf ve metalden yapılmış iletken tekstil ürünleri.

Belly Armor adındaki Singapur ve New York merkezli firma temel olarak radyasyonu fetusa ulaşmadan önce nötralize etme fikri üzerine bu ürünleri geliştirmişler. Firma; Shangai Ölçüm ve Test Teknolojileri Enstitüsünün ölçümlerine göre ürünlerinin radyasyonu %90 ile %99 oranında başarılı olduğunu söylüyor.


Ayrıca Pong Research adında bir firmanın geliştirdiği ürün de cep telefonlarındaki elektromanyetik radyasyonu yaklaşık %70 oranında azaltabiliyor.

Belly Armor firmasının web sitesinde Türkiye satış temsilcisinin Coming Soon olarak belirtilmesi de ayrıca dikkat çekici, yani yakınlarda ürünü ülkemizde de görebiliriz.




Belly Armor: www.bellyarmor.com

Elektronik Cihazların Çevre Odaklı Hikayesi

Ortalama her kullanıcı tüketici elektroniği olarak bilinen cep telefonu gibi pek çok cihazın hayatımızı kolaylaştırdığını kabul eder. Ancak çoğumuz bu cihazların kadmiyum, berilyum, krom veya arsenik gibi toksik maddeler ile dolu olduğu gerçeğinin farkında değilizdir. Bu cihazların başka bir özellikleri de bunları hızlıca dışarı atmalarıdır.

Şirketler tüketicileri kapitalist pazarlamanın da bir gereği olarak bu cihazları sürekli üst sürümlerine yükseltmek gerektiğine inandırmakta hatta çeşitli uygulamalarla buna mecbur bırakmaktadırlar. Free Range Studios tarafından hazırlanan aşağıda paylaştığım klibe göre yılda 25 milyon ton elektronik atık ortaya çıkmakta, bu atıklar ekosistem ve toplum sağlığı açısından da büyük sorunlara sebep olmaktadır. Örneğin; çok sayıda elektronik atık işleme tesisinin bulunduğu Guiyu/Çin’de %80’in üzerindeki çocukta kandaki kurşun oranı çok yüksek seviyelerde çıkmıştır.





Kaynak: TerraChoice Blog

Solar electric scooter vehicle with Lithium Battery Technology

  • Posted: Salı, Kasım 23, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji

Green IT

  • Posted: Pazartesi, Kasım 01, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Pazarlama, Teknoloji

Green IT özellikle son yıllarda ivme kazanan ve gerçekten etkin kullanıldığında çok faydalı olabilecek çevreci bir yaklaşım. Firmaların çalışma performansını artırmada önemli rol oynadığı gibi, elektrik, kağıt vs. sarf malzeme tüketimini de azaltıyor. Tüm bunlara ek olarak yapılan bu çalışmalar doğru lanse edilirse güzel bir pazarlama argümanı olarak da kullanılabilir. Google'in çalışanları için sağladığı imkanlar halen kulaktan kulağa dolaşmakta.

Green IT çalışmalarını iki ana başlıkta sınıflandırmak mümkün.

Biri döküman yönetimi anlamında yapılacak çalışmalar. İzinlerin, onayların, masrafların intranet üzerinden yapılması gibi, ki bu kağıt, zaman, toner tasarrufu demektedir.

Diğeri de kullanılan donanımların iyileştirilmesi ve doğru seçilmesi, bununla birlikte her kullanıcı bilgisayarı üzerinde çalışan işlemci, hard disk vs. ağır işletimleri kombine bir sistem yani sunucular üzerinden çözme yönünde yapılacak çalışmalardır (Server/Thin Client) .

Özetle; Green IT'nin temelini sanallaştırma çalışmaları oluşturmaktadır diyebiliriz.

Bununla ilgili hazırlanmış, örnekleri de barındıran bir sunumu paylaşıyorum. Şirket içi bir sunum olduğu için özel veriler gizlenmiştir.


Küresel Isınmaya Karşı Beyaz Çatılı Evler


Küresel ısınma ile mücadelede yeni yöntem: Beyaz çatılı binalar.
Okuduğum haberin başlığı bu şekilde.

Kaliforniya laboratuvarında yapılan bir araştırmaya göre koyu renkli çatılar güneş ışığını yüzde 20 oranında yansıtırken beyaz çatılı evler güneş ışığından kaynaklanan zararlı ışınları azaltarak yüzde 60 ila yüzde 80 oranında yansıtıyor. Evlerinin çatıları beyaz olan binalarda özellikle klima bulunmayan evlerin sıcaklığı düşürülürken, çatı izolasyonunda da ilerleme sağlanabiliyor.

Nasıl bir araştırmaya göre hangi rapor hazırlanmış ve bu sonuca varılmış okuduğum haber kaynağında bunlardan bahsetmiyor. Ancak hepimizin bildiği basit bir şey var ki beyaz güneş ışığını daha çok yansıtır. Yani bahsedilen tez aslında şehir tasarımlarında, araçlarda beyaz rengin kullanılması durumunda ısının daha az absorbe edileceğini söylüyor. Dolayısyla daha az klima vb. cihaz çalışacağı için küresel ısınmaya karşı da bir önlem alınmış olacak.


Düşünce güzel bence ancak benim aklıma bu durumda tam tersi de geliyor: Peki bu durumda kışın daha çok ısınma ihtiyacımız ortaya çıkmayacak mı?

Hibrit Akü

Yiğit Akü ile Forum Mühendislik firmalarının ortak çalışmasıyla Hibrikit-HEB Enerji Sistemi adında yeni ve yerli bir sistem üretildi. Otomobile monte edilen bu sistemle araçlarda yüzde 25-30 oranında yakıt tasarrufu sağlandığı söyleniyor.

Uygulama kısaca şu şekilde:

Sistem, dizel veya benzinli her araca uygulanabiliyor. Kısa mesafe ve düşük hızdaki kullanımlarda devreye girerek tasarruf sağlıyor. Ayrıca egzoz salınımını minimize ettiği için çevre kirliliğini azaltıyor. Güvenli kullanım sağlıyor. Kapalı veya açık ortamlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. HEB bataryası sayesinde güneş enerjisini ve kinetik enerjiyi depolayıp doğal enerjiyle hareket sağlıyor. Bu sayede yakıt tüketiminde yüzde 25-30'a varan tasarruf sağlanıyor. HEB bataryası sıcak veya soğuk koşullarda güvenli olarak çalışabiliyor. Şarj ve deşarj çevirim kabiliyeti normal akülere göre 5 kat daha fazla. Bu sayede güneşten ve tekerleklerden aldığı enerjiyle araç kullanımında rahatlık sağlıyor.

Araçlar, herhangi bir orijinal parçasına dokunulmadan, küçük bir kitin ve ona özel tasarlanmış akünün eklenmesiyle elektrikli birer araca dönüştürülebilecek. Bu sistem bütünü sayesinde, fren yapma sırasında, araç dururken ve belli bir hıza ulaşıldığında kullanılan enerji kendini yenileyerek ve yakıt tüketimini düşürerek tasarruf sağlayacak.

"20 bin aracın karbondioksit emisyonunu sıfırlamak için 299 bin ağaç dikilmesi gerekiyor"

Yeşil Bilişim Raporu

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Stratejik Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı Yeşil Bilişim 2010 Raporu’nu yayınladı. Raporda, bilişim sektörünün çevreye etkisi üç seviyede inceleniyor. Birinci seviye etkisi bilişim ürünlerinin tasarımdan üretime ve faaliyetinden yok edilmesine kadar hayat döngüsü boyunca çevreye doğrudan etkisini içeriyor. Doğrudan bilişim ve yaygın kullanımı ile ilgili çevresel konular bu kapsamda değerlendiriliyor. İkinci seviye etkisi ise bilişim teknolojilerinin iş ve günlük yaşamda kullanılması sonucu olarak ortaya çıkan süreç verimliliğindeki artış. Bilişim uygulamalarının, bilişim araç gereçleri tarafından tüketilen enerjinin kat kat fazlasının tasarruf edilmesi için kullanılma potansiyeli bulunuyor.
Üçüncü seviye etkisi ise sistemsel etki ve uzun dönemde ortaya çıkan etki. Uzaktan çalışma, telekonferans, akıllı taşıma sistemi, akıllı ölçüm ve akıllı bina tasarımları gibi uygulamalarda bilişimin sağladığı verimlilik avantajını kullanan insanların ve toplumların davranış kalıplarının değişmesini içeriyor.

Yeşil Bilişim Strajesi belirlenmeli

Yeşil Bilişim 2010 Raporu’nda yer alan öneriler bölümünde ise “Yeşil Bilişim Stratejisinin” belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Genel politika önerileri kısmında dikkat çeken bazı başlıklar ise şunlar:
- Kullanılacak bilişim cihazlarında aranacak yeşil bilişim özelliklerinin olması
- Yeşil ekonominin temellerinin atılması ve küresel ekonomik kriz ile mücadelede çevreci ekonominin canlandırılması
- Çevreci bilişim ve bilişim uygulamaları için Ar-Ge ve yenilikçilik teşviklerinin ve fonlarının oluşturulması
- Devlet alımlarında yeşil bilişim koşulunun gözetilmesi
- İşletmecilere kullandıkları cihaz ve altyapılar ile sundukları hizmetlerde yeşil bilişim önceliklerini takip etmeleri için yükümlülükler getirilmesi
- Bilişim sektörüne özgü “Sera Gazı Envanter Çalışması” yapılması
- Bilişim cihazlarından ortaya çıkan salınım miktarının ölçümlenmesi
- Bilişim teknolojilerinin katkısıyla azaltılabilecek sera gazı salınım miktarı belirlenmesi

Genel politika önerilerinin yanı sıra kamu kurum ve kuruluşları tarafından alınabilecek önlemlere de değinilen rapordan bazı önlemler şunlar:
- Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yeni bilişim ekipmanları satın alımı esnasında belirlenen karbon salınımı standartlarını gözetmesi,
- Karbon salınımını azaltacak uygulamaların belirlenmesi ve tüm kurumlar tarafından uygulanması:
Bilgisayar ve dizüstü bilgisayarlar için
- Aktif ekran koruyucularının kaldırılması
- 5 dakika içinde kullanılmaması durumunda bekleme konumuna geçmesi
- Ofis saatleri dışında bilgisayarların kapatılması
- Artık ihtiyaç duyulmayan ancak çalışır durumda olan cihazların gözden geçirilmesi ve yeniden değerlendirilmesi
- Düşük enerji tüketen işlemcilerin ve verimli güç kaynaklarının tercih edilmesi
Diğer ofis ekipmanları için:
- Ofis saatleri dışında yazıcı, faks makinesi gibi cihazların kapatılması ya da kullanılmadığı zamanlarda enerji tasarruf moduna ayarlanması,
- Yazıcıların varsayılan olarak arkalı önlü ve siyah beyaz çıktı alacak şekilde ayarlanması.
- Yazıcı sayısının azaltılması
- 2030 yılı itibariyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılan bilişim ekipmanlarının karbon salınımını en aza indirerek “Karbon Nötr” bir sektör haline gelmesi.

Raporun tamamını buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

Kaynak: BT Haber, Yusuf Çağlayan
Fotograf: http://www.life123.com

Bisikletine Bin, Telefonunu Şarj Et

Cep Telefonları için araç sarj cihazlarından sonra şimdi de bisiklet sarj cihazı çıktı. Nokia'dan başarılı bir çevre dostu uygulama. Hem uygulanabilirliği hem de faydası yönünden güzel bir yeşil pazarlama örneği diyebilirim. Bisiklette pedala bağlanan bir dinamo aracılığıyla üretilen enerji kullanılarak telefonunu bisikleti sürerken şarj olmasını sağlayabiliyorsunuz. Basit ama zekice. Nokia'nın hazırladığı bisiklet kitinde telefon takma yeri, sarj cihazı, bisiklet lambası ve dinamo bulunuyor.

Ürün henüz pazara sunulmadı ancak 2010'un sonuna doğru Avrupa yaklaşık 15 €'dan satışa sunulması planlanıyor. Özellikle bisiklet ile ulaşım kültürü yaygınlaşmış ülkeler/şehirler için çok kullanışlı olabilir.

Kaynak: http://conversations.nokia.com/2010/06/03/cycling-for-fun-and-profit

Şarj Bitince Prizden Atan Fiş

  • Posted: Perşembe, Mayıs 13, 2010
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji


Yoğun iş trafiğinden fırsat bulamadığım için yazamadığım onlarca konuyu atlayıp bundan yaklaşık iki ay önce rastladığım bir öğrenci icadını paylaşmak istedim. Sürdürülebilir bireysel çevrecilik adına başarılı ve basit bulduğum bir keşif.

Çoğumuz telefonlarımızı şarja takıp saatlerce bekletiyoruz, kimi zaman yatarken prize takıp sabah alıyoruz. Bu cihaz telefon şarj olduktan sonra otomatik olarak prizden atıyor.
Elbette buradan sağlanan elektrik tasarrufu çok çok ihmal edilebilir düzeyde denilebilir ancak yaklaşım olarak çok doğru bulduğum için paylaşmak istedim.

Outlet Regulator Video from conor klein on Vimeo.

2009 Blog Yazıları İlk 10 Listesi

2009 yılı yine yükselen bir ivmeyle olumlu/olumsuz pek çok yeşil pazarlama örneğine sahne oldu. Ecolect'in olumlu diyebileceğimiz yeşil pazarlama örnekleri hakkında yazılmış en popüler on blog yazısını aşağıda paylaşıyorum.


10. Hammadde Olarak Yenilenebilir Polietilen


tetra

Şeker kamışından elde edilen polietilen 9 kat daha verimli.

9. Renk Değiştirebilen Kiremit!

tile

Havanın sıcaklığına bağlı olarak renk değiştiren kiremit. Örneğin sıcak havalarda beyaz, soğuk havalarda ise koyu renk alabilmekte.

8. İlham Kaynağı Mürekkep Balığı

squid

Mürekkep balığının diş yapısı ve mimikleri pek çok mühendise, tasarımcıya ve mimara sürdülebilir çevreci çözümler sunmada ilham kaynağı oluyor.

7. Kutu Ofisler

box-office-view-1

Konteynırların yeniden ofis olarak kullanılması için inovatif bir şekilde geliştirilen çalışma.

6. Kiremitlerden Alternatif Enerji

solar-roof

Klasik kiremit şeklinde tasarlanmış güneş enerjisi panelleri.

5. Çevreci Yazı Fontu

ecofont_logo_blauwe_bg

Bu konu hakkında ben de evvelce ben de yazmıştım. http://yesilpazarlama.blogspot.com/2009/01/ecofont.html

4. Şehirde Tarım

barge

3. Güneş Panelli Uçak (Solar Airplane)

solar_impulse

Havacılıkta önümüzdeki adım...

2. ABD Doğu Sahillerinden Örnekler

permapavellc

1. Hava Koşullarına Uyumlu Binalar

weatherization-diagram

Enerji tüketimini en aza indirmeyi sağlayan bina yerleşimleri.

(Kaynak: Ecolect)

Google Yeşillendi!

  • Posted: Pazartesi, Aralık 14, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Sosyal, Teknoloji

Google'ın Kopenhag'da iklim değişikliği görüşmelerinde tanıttığı yeni hizmeti, bitki örtüsü ve ormanları uydu aracılığıyla takip etmeyi sağlıyor.

Google, çevre konusunda attığı adımlar arasına yeni bir hizmeti ekledi. Kopenhag'da yürütülen iklim değişikliği görüşmeleri sırasında tanıtılan bu yeni hizmet, uydu aracılığıyla alınan görüntüler sayesinde ormanlık alanların yok edilmesini engellemeye çalışacak.

Şirketin bulut sunucuları üzerinde çalışan sistem, sürekli güncellenen uydu verilerini analiz ederek ormanlık alanlarda yaşanan anlık değişimleri bilim adamlarına ve yetkililere aktaracak.

Bu sayede yangın, kaçak kesim ve talan faaliyetlerinin önüne geçilmesini uman Google, aynı zamanda büyümekte olan ormanların da takip edilmesini sağlayacak.

Şimdilik test aşamasında olan sistem, yakın zamanda ücretsiz olarak yetkililerin ve ilgililerin hizmetine sunulacak.

(Kaynak: CNNTurk)

Marketing in a Green Economy, (SGP Certification)

Önceki yazılarımdan birinde yazıcıların daha az toner tüketmesini sağlayan Ecofont'tan bahsetmiştim (bknz: http://yesilpazarlama.blogspot.com/2009/01/ecofont.html).

Firmaların "GreenWashing" çalışmaları devam ederken, bunun nasıl yapılacağı ile ilgili çalışmalar da ayrıca devam etmekte.

Yazıcılar için SGP sertifikası da bunlara bir örnek.
Detaylar için:
Sustainable Green Printing Partnership
http://www.sgppartnership.org

Green Marketing 2.0: It's all about Trust

  • Posted: Çarşamba, Kasım 04, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji

Check out this SlideShare Presentation:

Why PVC Should Be Phased Out Of Electronic Devices

  • Posted: Cuma, Ekim 30, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji


PVC - What is it?

Polyvinyl chloride (PVC) is a relatively cheap and widely used chlorinated plastic. It is naturally rigid and in this form is used in many ways, including by the building industry. Through the addition of various chemical additives, including plasticisers to make it flexible and soft, PVC can be used in a diversity of applications. It is in flexible (plasticised) form that it is most often used by the electronics industry, mainly as an insulator and coating for electrical cables.

What's the problem?

PVC presents environmental problems and human health concerns throughout its lifecycle.

Its manufacture involves the use of hazardous raw materials, including the basic building block of the plastic, vinyl chloride monomer (VCM) which is explosive, highly toxic and carcinogenic. PVC production facilities have a long history of generating complex and hazardous chlorinated wastes, some of which are inevitably released into the surrounding environment.

The versatility of PVC relies on the use of numerous additives to transform the basic polymer into a range of functional materials. These additives often have a poor environmental and toxicological profile themselves. For example, the most commonly used plasticiser additives are the phthalates, a group of chemicals associated with a diversity of toxic properties (see below). Other chemicals may be added as stabilisers, colours, fillers, etc., including some compounds of lead designed to prevent PVC from degrading in sunlight. Some of these additives, especially the phthalate plasticisers, can leach from PVC during use.

When it enters the waste stream, PVC presents further problems as a result of both its chlorine content and its additives. For example, when PVC is burned for disposal (e.g. incineration, uncontrolled burning) or, in the case of electrical cables, to recover valuable copper wire, its high chlorine content can contribute to the formation of highly toxic and persistent chlorinated dioxins. In landfills, some of the chemical additives contained in PVC may leach out, adding to the overall contaminant burden of landfill leachate.

Is PVC necessary in electronics?

PVC is not necessary in electronics. Indeed, a number of companies have already phased it out of a wide range of their products and committed to a total phase-out.

PVC - Questions, myths, misunderstandings

The electronics industry is not the biggest user of PVC
True, PVC is commonly used for drain pipes and other building materials in relatively large quantities compared to use in electronics. And because of this, PVC presents substantial problems for recycling and disposal of construction wastes. Furthermore, just as is the case in electronics, there are many alternatives to PVC for use in building materials. Greenpeace is opposed to the use of PVC in all applications, not just electronics.

The use of flexible PVC in electrical and electronic goods presents some particular problems. Firstly, the hazardous phthalate plasticizers most commonly used can leach out during the lifetime of a product, adding to overall contaminant levels in the indoor environment. When they enter the waste stream, electronics have all too often ended up being sent to countries such as China for crude recycling. Here the plastic is often simply burnt in a way that exposes people directly to toxic chemicals including chlorinated dioxins.

While the amount of PVC used in individual electronics might be small the huge quantities produced each year and massive amounts dumped and often crudely recycled by burning greatly increased the environmental impact of PVC in electronics.

Phthalates

Phthalates are a group of chemicals possessing similar structures, many of which are widely used as plasticisers (softeners) in plastics, especially PVC. These chemicals are not chemically bound to the plastic, and so are able to migrate out of the material over time into the surrounding environment. Many phthalates are toxic to wildlife and humans, often through their metabolites (chemicals to which they breakdown in the body). Some widely used phthalates are known to be toxic to reproduction, capable of causing changes to both male and female reproductive systems in mammals.

Are Phthalates necessary in electronics?

Phthalates are not necessary in electronics. Their major use is in PVC plastic. So by switching from PVC to other materials, manufacturers should also be able to eliminate the use of phthalates.

Phthalates - Questions, myths, misunderstandings

Surely phthalates are only dangerous to me if I eat my gadget?
Even if not placed in the mouth, soft PVC products add to the complex background of chemical contamination to which we are all now exposed, especially in the enclosed environments of our homes, workplaces and vehicles. In order to tackle the wider problems of hazardous chemical exposure, it is therefore essential to reduce and, as far as possible, eliminate all sources. Stopping the use of PVC in electronics and other consumer goods is one simple step that all manufacturers can take immediately to reduce pollution.

Individual electronic items only contain small amounts of phthalates
There are, without doubt, items in most houses and other indoor environments that contain larger quantities of these chemicals than electronics alone. Nonetheless, as explained above, all sources need to be tackled in order to address the problems of complex chemical exposures. Phthalates, like many other pollutants, are capable of causing adverse effects through long-term (chronic) exposure to relatively low doses, such that constant exposure to even relatively small levels of the chemicals from numerous different sources nevertheless presents significant concerns. All sources of exposure, no matter how seemingly insignificant, contribute to the overall burden of contamination and should be avoid.

Kaynak: http://focusorganic.com/why-bfrs-and-pvc-should-be-phased-out-of-electronic-devices-part-2-pvc/

Saman Telefon!

  • Posted: Pazartesi, Ocak 26, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji

Geridönüşümlü plastik şişelerden yapılmış telefondan bir önceki yazımda bahsetmiştim.
Peki ya kuru ottan yapılmış telefona ne dersiniz!



Modası geçmiş bir telefonunuz olsa aynı telefonun daha uzun ömürlü olmasını ister misiniz? Peki bu telefondan kurtulurken, yapımında kullanılan plastik vs. maddelerin doğaya geridönüşümünün nasıl olacağını düşünür müsünüz? Tasarımcı Je-Hyun Kim bunu kendine dert edinmiş ve düşünenler için alteratif bir teknoloji tasarlamış. Yanko Design tarafından yürütülen projede saman telefonun ekran, tuş takımı vs. diğer malzemeleri de geridönüşümlü.

Bu telefon bakterilerle iki yıl içinde ayrışabilen preslenmiş kuru ot kullanılarak yapılmış. Yani sadece “yeşil” konseptli bir ürün değil, ürünün kendisi doğrudan doğal yeşil.
Fantastik bir fikir olduğunda şüphe yok. Bu yüzden sadece eğlenceli bir fikir olarak değerlendiriyor ve teknik yorumlardan kaçınıyorum.

Telefonun üretimi henüz yok.

Geridönüşümlü Telefon

  • Posted: Pazartesi, Ocak 26, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji

Geçtiğimiz haftalarda Motorola çevre dostu bir ürününü tanıttı.
MOTO W233 Renew… Ürüne dair firma yetkililerinin açıklamalarına dayanarak birkaç kısa bilgi vermek gerekirse:

Bu ürün dünyada ilk defa olarak pet şişeleri geridönüşümünden elde edilen malzeme ile üretilmiş.
Telefonda kullanılan malzemenin karbon dengesi de nötrlenmiş. Yani telefonun kendisi de geridönüşümlü.
Ürün Carbonfund.org tarafından incelenmiş ve CarfonFree sertifikası verilmiş. (Carbonfund.org; dünyadaki iklim değişiklikleriyle ve carbon dengesinin sağlanmasıyla ilgili çalışmalar yapan ciddi bir organizasyon).
Yine Carbonfund.org ile yaptığı anlaşmaya göre bu yeni telefonun üretimi, dağıtımı ve kullanılmasıyla ortaya çıkacak karbondioksit miktarına eş yenilenebilir enerji kaynaklarına ve ağaçlandırma faaliyetlerine yatırım yapacak.
Kutudaki kitapçıklar ve tüm baskılı materyaller dahi geridönüşümlü kağıttan üretilmiş.

“Bugün; doğal kaynaklar, enerji ve zaman her zaman olduğundan daha kıymetli” diyor Başkan Yardımcısı Jeremy Dale. Katılmamak mümkün değil tabi.

Bu haberi okuduktan sonra tam bir yeşil pazarlama örneği diyerek küçük bir araştırmaya koyuldum. Niyetim bir taraftan geridönüşümlü telefon vs. derken diğer taraftan ürünlerinin neler kaybettirdiğini bulmaktı. Ancak Türkiye de dahil pek çok çevre dostu sosyal sorumluluk projesi ile karşılaştım. 1953 yılında kurulmuş Motorola Vakfı’ndan haberdar oldum. 2000 yılında başlattıkları bir çalışma ile yedi yıl içerisinde ürünlerindeki karbon etkisini %25 oranında azalttıklarını ve 69 ülkede geri dönüşüm programları yaptıklarını öğrendim.

Sonuç olarak mobil telefonların oluşturdukları manyetik alanlardan dolayı verdikleri zararlar hala tartışılırken telefon üretiminde kullanılan malzemenin geridönüşümlü olması gibi belki de bu konuda öncül sayılamayacak bir zararın giderilmesi yönünde çalışmaların başlatılması da çevremiz adına bir kazanımdır diyebiliriz.


Motorolla Türkiye’de 2009’un ikinci yarısında satışa sunulacak. (Kaynak: PRWeb)

Ecofont !

  • Posted: Pazartesi, Ocak 12, 2009
  • |
  • Author: CresCent
  • |
  • Filed under: Teknoloji


Bundan birkaç gün önce dikkatimi bir haber çekti. Hollandalı Spranq adında bir ajans %20 daha az toner harcayan bir font üretmiş.
Daha önce firmaların toner masraflarını azaltmak için pek çok yol denediğini hepimiz biliyoruz (doldurma tonerler, yazıcı ayarlarında oynamalar vs.). Fakat bu enteresan ve farklı bir çözüm olmuş. Sonuçlarını denemeden bilemiyoruz tabi ancak fontun yazarları geç saatlere kadar çalışıp bol bol kahve tükettiklerini ve nihayetinde karakterlerin içinde daire şeklinde boşluklar açarak mevzuyu çözdüklerini belirtmişler sitelerinde. Çok çalıştık diyorlar yani.

Ben de konuyu tasarım üstadı Emin Kelekçi'ye (bknz: http://www.eminkelekci.com/ ) bir danışayım istedim. Çalışmalar takdire şayan tabi, ancak sadece toner değil, kağıttan da tasarruf ettirebilecek komple bir çözüm sunulabilse daha muazzam olurdu. Üstadın önerisi küçük ama net okunabilir fontlar, hatta satır araları da azaltılırsa bir sayfaya daha çok metin sığdırılması yönünde.

Kağıt deyince ben de hemen ülkelerin kağıt tüketimlerine biz göz attım. Fontu yazan abilerin ülkesi, Hollanda, 203,2 kg/kişi/yıl ile dünyada en fazla kağıt tüketen ülke çıktı. (bknz: http://www.geridonusum.org/) Türkiye'de bu sayı 42 kg/kişi/yıl. Yorumsuz bırakıyorum.

(Keşke font, tasarım olarak biraz daha kullanılabilir olsaydı.)